Mesut ERDEMİR
  Güncelleme: 07-07-2020 23:00:00   07-07-2020 21:30:00

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN DÜŞÜNÜRLER

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN DÜŞÜNÜRLER 

Kafka Yayınevi yazarlarından Sadık Usta tarafından 5.cilt halinde hazırlanan  “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” adlı kitaplar, dünyayı değiştirmek için yaşamlarını ortaya koyan düşünürlerin, düşünme sistematiklerinin gerisinde yatan toplumsal ve siyasi atmosferi objektif bir biçimde anlamak bakımından önemlidir. Sadık Usta kitapta, Rönesans’tan Aydınlanma’ya kadarki 100 yıllık süreçte felsefe tarihine damga vurmuş filozofların eserlerinden okuma bölümleri aktarırken, aynı zamanda özgün sunuşlarıyla filozoflara, düşüncelerine ve içinde yaşadıkları çağa ilişkin bilgiler de vermektedir.

Bilinen bir şeydir, düşünce tarihinin sayfaları arasında dolaşmaya başladığınızda sıradan insanlara basit bir doğa olayıymış gibi görünen şeylerin aslında o kadar da basit olmadığını anlarız… Ya da “ Ben kimim? İnsan nedir? Üzerinde yaşadığım bu dünya nedir?” minvalinde sorulan sorular birçok insan tarafından anlamsız bulunur. “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” adlı bu eser, sorularla ortaya çıkan insanın düşünme serüveninin bizler adına bir fotoğrafını çekmektedir.

Kitabın birinci cildinde, hem ilkel insanın hem de insanlık tarihinin en eski yazılı ve sözlü metinlerinden kabul edilen “ Hint Vedaları”ndan başlayarak, eski şark köleci toplumların düşünsel dünyasına ve oradan feodal ve erken burjuva döneminin hümanist düşünürlerine ve oradan da  materyalizm-idealizm kamplaşmasına bir düşünsel yolculuk yapıyorsunuz. Bu cildin alt başlıklarına baktığınızda ise ; İndus Vadisi’nde uygarlık ve felsefe ilişkisinden, MÖ 6.yüzyılda Grekli Doğa Filozofları ile aynı dönemde  yaşadığı sanılan  Lao Tse ’un Tao’suna, Antik Yunan-Roma felsefesinin başlangıç noktası olarak kabul edilen ve Türkiye’nin Batı Anadolu’sunda kaynağını bulan Doğa Filozofları’ndanRoma’lı filozof Seneca’ya, Doğu Rönesansı’danBrunoya kadar uzanan konu başlıklarıyla karşılaşıyorsunuz.

Yeni Bir Çağın Doğuşu

İkinci cilt, NikolausKopernik’le başlar. Kitapta Kopernik’in  “ İtalya’da, Hollanda’da ve Kuzey Avrupa’nın deniz ve ticaret kentlerinde gelişmekte olan burjuvazinin bilimsel keşiflere ve yeni bir bakış açısına ihtiyacı vardı.” saptaması yapılır. Köpernik’in başarısının gerisinde keskin bir materyalist ve esnek bir ampirist anlayışın olduğunu vurgulanırken, Ptolemaios’un katı bir ampirizme kapılmasının ideolojik zemine dayandığı aktarılmaktadır. Kopernik’in esas başarısının ise, kilisenin yüzyıllardır savunageldiği, yeryüzünün Tanrı’nın bir lütfu olduğu söylencesini yıkması olduğu belirtilir.

Kitapta, insan düşüncesindeki bu devrimci atılım, Jean Bodin’in “Devlet Üzerine” düşünceleriyle devam ettirilir. Yazar, Bodin’den sonra Bacon’a geçer ve düşünürün “NovumOrganum” adlı eserinde geçen “ Umarım bilim, faydacılar ve inancı tutanlarca iki kat daha fazla geliştirilir…” cümlesini aktarır. Bacon’a göre felsefi çaba zihinsel bir etkinlik iken, bilim doğanın çıplak bir biçimde kavranması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitabın ilerleyen sayfalarında ise Francis Bacon’un “ Doğanın Kavranması ve İnsanoğlunun Doğa Üzerindeki Egemenliğine Dair Özdeyişler” başlığı altında sözlerini görüyoruz.

Galileo ile ilgili metin,  Galileo’nun “İnsanın kavrayış ve keşif yeteneklerine kim sınır koyabilir?“ sorusuyla başlar. Kitapta Galileo ile en ilgi çekici kısım “ İki Temel Dünya Sistemi, Ptolemaios ve Köpernik Sistemi Hakkında Diyaloglar” dır. Bu eseri incelediğimizde Galileo’nun düşüncelerine  en yakın isim olarak görülen Salviati’nin, olduğunu görüyoruz. Salviati’nin tam tersi görüşler öne süren Simplicio ise Aristoteles okulunun skolastik temsilcilerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.  Simplicio, Galileo tarafından kendisine muhalif olan kesimi temsil etmek amacıyla diyaloga dahil edilmiş bir isimdir. Diyalogun son kahramanı Sagredo ise, her iki tarafa sorduğu sorularla konuşmaları yönlendiren tarafsız bir isimdir.

Thomas Hobbes’la ilgili kısımda ise 1640 yılında İngiltere’de devrim ve 1642 yılında iç savaş çıktığında ülkesini terk etmek zorunda kaldığını fakat Cromwell’in savaşı kazanmasıyla birlikte ülkesine geri döndüğü aktarılır. Bu olaylar onun insana bakış açısını da etkilemiştir. Kitapta  bu satırları okuduğunuzda Hobbes’un “insan, insanın kurdudur” sözünü neden sarf ettiğini daha iyi anlıyorsunuz. Yazar; Hobbes’un,  Bacon’un düşüncelerini sistemli hale getiren düşünür olarak nitelendirdikten sonra Marx’ın düşünürün her şeyi maddeye indirgeyen katı determinist anlayışına işaret ettiğini ifade eder. Kitaptaki önemli bölümlerin başında ise “Madde Üzerine” metin gelmektedir.

Kitapta, René Descartes ile de karşılaşıyoruz. Yazar, “ Cogito, ergosum!”un varlık olmanın temel düsturu olduğunu vurguladıktan sonra onun büyük bir materyalist olduğunu ve “Düşünüyorum, o halde varım!” sözüyle de idealizme nasıl kapı araladığının izini sürmektedir. Eserlerinden seçmeler başlığı altında ise “ Felsefenin Temel Prensipleri Hakkında Meditasyonlar”, “ Doğru Akıl Yürütme Yöntemi Üzerine Çağrılar” ve  “Felsefenin Prensipleri” adlı metinler yer almaktadır.

Kitabın ortalarından itibaren, 1649 İngiliz Devrimi’nin önemli karakterlerinden birisi olan John Milton’la karşılaşıyorsunuz. Kitabın eserlerinden seçmeler adlı kısmında ise  “ Özgürlüğün Savunulması” ve  “1644 yılında İngiliz Parlamentosuna hitaben yaptığı konuşma” yer almaktadır.

Yaşadığı yüzyılda mensubu olduğu Yahudi cemaatinden aforoz edilen Baruch de Spinoza ile devam eden bölümde ise düşünürün Doğu ve Batı felsefesinin bir sentezini oluşturma gayreti içinde olduğu ve aforozdan sonra geçimini sağlamak için mikroskop ve teleskop üretimine yöneldiği aktarılmaktadır. Kitapta Spinoza’nın felsefesi için “Hah, işte şudur.” diyemeyeceğimiz ifade edilmektedir. Yazara göre filozofun düşünceleri, 17. yüzyıl devrimler çağının konumunu yansıtır. Spinoza’nın panteist düşüncesinin  İslami materyalistlerle ( Dehriyecilerle ), Mutezile, İbn Rüşd, Vahdetivücut, Hallac-ı Mansur’la nasıl benzerlikler gösterdiği dile getirilmekle birlikte mantık bilimine katkısı da vurgulanmaktadır.  Kitabın ilgi çekici bölümü ise onun sağlam bir materyalist olmakla birlikte bir ateist olarak ele alınmasıdır. Filozofla ilgili bu belirleme, onun dinlerin kaynağını, insanın doğa karşısında yenilgisine dayandırılmaktadır. Kitapta Spinoza’nın “Mantığın Arındırılması” ve “Geometrik Yöntemle Açıklanan Etik” adlı eserlerinden iki ayrı felsefi metin yer almaktadır.

Kitabının sonlarına doğru ise İngiliz Devrimler Çağının diğer önemli filozofu olan John Locke ile karşılaşıyoruz. Locke’la ilgili dikkatimizi çeken önemli anekdotlardan bir tanesi, 1671 yılında yazmaya başladığı “İnsan Aklı Üzerine” adlı başyapıtını tam 19 yıl sonra bitirmiş olmasıdır. Kitapta, Locke ‘un bilgi kuramının üç temel tezi sıralandıktan sonra “ İnsan Aklı Üzerine Bir Deneme”, “ Düşüncelerimiz Nereden Gelir”, “ Hükümete İlişkin İnceleme” ve  “ Bilimin Yeni Amaçları ve Yöntemleri”   eserlerinden seçme metinler yer almaktadır.

Kitapta;  FriedrichLeibniz’in, “monad” kavramı üzerine geliştirdiği ontolojisindeki başarısı, onun dehasına, diyalektik ve evrim üzerine  analizlerine dayandırılmaktadır.

Kitap nihayetinde Jean Meslier, Charles Montesquieu gibi iki önemli düşünürlerle sayfalarını kapatmaktadır. Meslier; papaz, tanrıtanımaz ve ütopik bir sosyalist olarak resmedilmektedir. Kitapta Meslier’in yıllarca din adamı olarak görev yaptıktan sonra, dinlerin ve skolastik açıklamaların içerdiği çelişkileri ve tutarsızlıkları görmesi ile birlikte  felsefi alanda dini ideolojiye karşı materyalizmi öne çıkardığı vurgulanmaktadır. Eserlerinden seçmeler başlığı altında ise Meslier’in Sağduyu-Tanrısızlığın İlmihali adlı bir çalışması yer almaktadır.

Kitabın bizlere tanıttığı son düşünür ise Charles Montesquieu’dur. Düşünürün yaşadığı 17. Yüzyıl, Fransa’da köhnemiş düzene karşı mücadele bayrağının yükseltildiği bir yüzyıldır. Bu savaş, en temelde Katolik Kilisesi’ne karşı verilmekle birlikte süreç, Fransız Devrimi ile tamamlanacaktır. Bu devrimci kuşağın en önemli temsilcilerinden birisi de Montesquieu’dur. Kitapta, filozofun “ İran Mektupları” adlı eseri ile feodal despotik rejime karşı çıktığı, Roma İmparatorluğu üzerine yazdığı eseriyle de toplum bilim alanına öncülük yaptığı aktarılmaktadır. “Yasaların Ruhu” adlı eserinin kilise üzerinde nasıl bir sarsıcı etki bıraktığı ve egemen ideolojinin temsilcileri tarafından nasıl bir baskıya maruz kaldığı bilinmektedir. Leibniz’inmonade öğretisinden etkilenerek kaleme aldığı bu eserinin, Hegel üzerindeki etkisinin yadsınamayacağı ise kitapta ayrıca aktarılmaktadır.

Kitabın 3. cildinde Aydınlanma Felsefesi’nin, Fransız Devrimi’nin, Amerikan ve Fransız Devrimleri’nin felsefi arka planına bakılmaktadır.

Kitabın “Girizgâh”ın da Kant’ın ve Diderot’un “Aydınlanma Nedir?” sorusuna verdikleri çarpıcı cevaplarla karşılaşıyoruz. Kant’ın “ Ey insan, aklını kullanmaya cüret et!” sözünün etkisini 3.ciltde incelenen başta Diderot olmak üzere bütün filozoflarda görüyoruz. 18. yüzyılın bir fenomeni haline gelen “Ansiklopedi”nin nasıl bir zihinsel emek yoğunluğu sonucunda ortaya çıktığını okumak insana ayrıca bir keyif veriyor. Eser 35. ciltte tamamlanıyor ve 70 bin maddeden oluşuyor. Diderot’un ve d’ Alembert’in yoğun zihinsel çabalarıyla ortaya çıkan “ Ansiklopedi” nin her maddesi bir olay olur. Bu duruma, d’ Alembert’in “servet”, Holbach’ın “fosil” kavramı üzerine yazdıklarının toplumda yarattığı etkiyi örnek olarak verebiliriz. Ayrıca yazarın bu çalışmasından “ Ansiklopedi” ninüretilmesinde kalem oynatan yazar sayısının ikiyüze yakın olduğunu öğreniyoruz.

Kitapta ele alınan düşünürlerden biri de Voltaire’dir. Voltaire, “Ansiklopedi” nin yazılmasına bilfiil katılmıştır. Voltaire’in “… Filozoflar tartışırken doğa eylemde bulunmaktadır.” Sözü, filozofların doğa karşısındaki edilgen durumlarına adeta nazire olsun diye söylenmiş bir söz gibi duruyor. Toplumsal dokunun anlaşılması ve değişebilmesi için gerekli olan konular üzerinde cesaretle duran filozof, günümüz Türkiye’sinin de önemli sorunlarından biri olan “nepotizm” meselesini de incelemeyi unutmamıştır.

Eserde incelenen filozoflardan biri de La Mettrie’dir. Yazdığı eserlerinin siyasal yansıması, ülkesini terk etmek olmuştur. Ona göre insan vücudu, zembereklerini kendi başına kurabilme becerisine sahip olan bir makine gibidir. Descartes’dan etkilenmesine rağmen kendisine ait bir rota çizebilmiştir. Mettrie’yegöre insan ve hayvan anatomilerinin doğru bir karşılaştırılmasını yaparak bir bilgi elde edemezsek, insan doğasını asla kavrayamayız…İnsan doğasını doğru bir biçimde anlamak ve onun doğru bilgisine ulaşabilmek için canlı türlerinin ortak bir kökenden gelmiş olduklarını kabul etmek gerekir. Sonuç olarak filozofu, Darwin’in 18.yüzyıldaki öncüsü olarak kabul edebiliriz.

3.cildin sayfalarını çevirdiğinizde Rousseau ile de karşılaşıyorsunuz. Eserde filozofun zorluklarla geçen yaşamından anekdotlar paylaşıldıktan sonra temel eserlerinin analizinin yapıldığını görüyoruz. Yazar, filozofun özel mülkiyet, toplumsal sınıf ve sömürü kavramları arasındaki derin ilişkiyi kavrayamadığını ifade ettikten sonra bunların filozof tarafından insanın kendisine yabancılaşmasında, ahlaki bozulmada ve toplumsal çürümede nasıl gördüğünün analizin yapıyor. Kitapta, Rousseau’nun Hobbes’un devlet teorisinden farkı ortaya konulduktan sonra din ve Tanrı anlayışındaki kırılma noktası ele alınıyor.

Bu ciltte Helveitus ve Holbach da unutulmamış. Yazar, Plechanov’un bu iki düşünürü Fransız Materyalizm’iminin köşe taşları olarak gördüğünü vurgular. Ve O’nların felsefe tarihi içinde gerekliliklerinin yeterli oranda kavranamadığını aktarır. Diğer ciltlerde olduğu gibi filozofların düşüncelerine yön veren hayat çizgilerinden örnekler verilmekte ayrıca bu cildin birçok yerinde rastgeldiğimiz “ Paris salonları”nın tarihsel işlevinden yeniden söz edildiğini görüyoruz.

Bu ciltte Thomas Jefferson’la da karşılaşıyoruz. Eserde Amerika’nın tarihinden ve “ Birleşik Devletler Bağımsızlık Bildirgesi” ndenbahsedildikten sonra O’nun kölelik hakkındaki düşünceleri ve çözüm önerileri aktarılıyor. Yazar, Thomas Paine’yi “Amerikan’ın En Radikal Beyni” başlığı altında incelemeye başlıyor. Paine’nin “Sağduyu” ( düşünürün yaşadığı dönemde 3 milyon nüfusa sahip olan Amerika da 500 bin nüsha basılmış )  adlı eserinde bağımsızlığı dillendirmeye cesaret bile edemezken O’nun bağımsızlık konusunda ön aldığı vurgulanıyor. Paine’nin kafasındaki ideal ülkenin ne olduğuna dair satır aralarında yapılan çözümlemeler önemli olmakla birlikte bu düşüncelerin Jefferson’ı etkilediği aktarılıyor.

Kitapta Robespierre’ye de değinilmekte, filozofun yaşam çizgisi üzerinden adeta “ Fransız Devrimi” nin bir fotoğrafı çekilmektedir. O’nun tarih sahnesine çıkışı cümle cümle okuyuculara izletilmekte, konuşmalarında öne çıkardığı şahsi özgürlükler, halk egemenliğinin tesisi, siyasal eşitlik gibi üç önemli ilke üzerinde durulmaktadır. Hayatının sonuna kadar mülkiyet eşitliğine inanmamasının ve işçi davasına ilgi göstermemiş olmasının dile getirilmesi,  1794 yılının başlarından itibaren ülkede yeniden karşı devrimin mevzi kazanması, Robespierre’in düşüşünü açıklayan reel bir değerlendirme olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın sonlarına doğru, ”Devrimin Meleği” başlığı altında Fransız Devrimi esnasında Robespierre’in yanı başında yer almış olan Saint-Just’dan bahsedildiğini görüyoruz. Just’un anayasa hazırlama konusunda uzman olduğu gibi despotizmle mücadele konusunda da oldukça radikal fikirlere sahip bir insan olduğunu görüyoruz. Bir konuşmasında sözlerini şu şekilde bitirir: “ Kral öldürülmelidir ki Cumhuriyet kurulabilsin.”

Bu cildin sonunda Fransız Devrimi’nin zaman dizini ile karşılaşıyoruz.

4.cilt “ Bilim ve Felsefenin Anatomisi” girizgâhı ile başlıyor. Bu cildin önemi, çağımıza damga vurmuş olan düşün dünyasını ve bu dünyanın mimarları olan filozofları tarihsel bir zemin üzerinde değerlendirmesinden kaynaklanıyor. Bu çalışma, aynı zamanda insanlığın düşünce tarihine denk düşen bir ekonomi politik olarak karşımıza çıkıyor. Siyaset ve ekonomi arasında sıkı bir bağın ve karşılıklı bir etkileşimin olduğu gözler önüne serilmekle birlikte dünyayı değiştirmeyi isteyen her siyasal grubun ekonomi politiğin kuramsal tezleri üzerinde de kafa yorması gerektiği bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Bu seride ele alınan filozofların fikirlerine baktığımızda, ekonomi politiğin salt bir iktisat teorisi olmadığını görüyorsunuz. Kitapta A.Simith’in bir iktisat teorisyeni olarak ele alınmadan önce bir ahlak filozofu olduğunun vurgulanması oldukça manidardır. Günümüzde ise gittikçe vahşileşen kapitalizmin bu büyük teorisiyenlerin toplumsal planda taşıdıkları ahlaki kaygıyı dikkate almadığını görüyoruz.

Bu seride felsefe ne durumda diye sorarsanız, Klasik Fransız Materyalizm’inden, Klasik Alman İdealizmi’ne ve Diyalektik Materyalizm’e bir akışın  olduğunu görüyoruz.

Bu cilt, üçlü bir plan üzerinden ilerliyor. Bu planın bir tarafında iktisat teorisiyenleri, birtarafında felsefe, bir tarafında da  tarih yer alıyor. Aslında bu bakış açısını 5. ciltlik çalışmanın tümünde görebiliyoruz.

Bu seride incelenen düşünürler:  F. Quesnay, A.Simith, D.Ricardo, I.Kant, V. Belinski, A.Herzen, K.Marx, F.Engels

5.cilt, adeta nevi şahsına münhasır bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Bu cilt, diğer ciltlerden bağımsız olarak okunabilir.

Sosyal medya kanallarında ve yazılı ve görsel basında bu eserle ilgili yapılan tartışmalara baktığınızda yazarın kitabın girişinde saptadığı iki durumun ne kadar yerinde olduğunu görüyoruz. Yazar bu kitabı yazarken iki kesimi göz önünde tuttuğunu ifade ediyor. Birinci kesim, laik-sol çevredir. Bu kesim, İslam Uygarlığı’nın tarihsel ve sosyolojik gerçekliğini göz önüne almadan İslam dinini her koşulda gericiliğin odağı olarak görüyor. İkinci kesim ise muhafazakârislami çevredir. Bunlarda hurafelere dayanan bir İslam tarihini merkeze aldıkları için felsefi anlamda yapılan her eleştiriyi İslam’a bir saldırı ve hakaret olarak algılıyorlar. Sonuç olarak buiki  kesimin ruh ikizi olduklarını söyleyebiliriz. Bir düşünceyi nesnel şartlarda değerlendirebilmenin ön koşulunun,o düşüncenin içinde doğduğu zamanın koşullarını anlamak ve insanlık tarihinin tekerleğini ileriye doğru çevirip çevirmediğine bakmak olduğunu bahsini ettiğimiz her iki kesime de anlatmanın zor olduğunu kabul etmek gerekir.

Kitabın içerdiği tezleri, yazar 4.maddede toplamıştır. Özetlersek;

1. Siyasal değişimlere, toplumsal katmanın en altında olanlar daha fazla rağbet ederler.

2. Her uygarlık, içinde bulunduğu toplumsal koşulların imkân verdiği kadar gelişebilir.

3. İslam uygarlığı’nın ilk filozofu Hz.Muhammed’dir.

4. Özgün bir İslam Felsefesi’nin varlığı kabul edilmesi gereken bir realitedir.

Bu kitap; El-Kindi’den İbn Sina’ya,Gazzali’den İbn Haldun’a, Mutezile’den İhvan-ı Safa’ya uzanan bir hat izlemektedir.

Yazarınbu 5 ciltlik eserinde, fikir akımlarına ve filozoflara  içinde doğdukları  sosyal ve  tarihsel  zemin üzerindenyaklaşmak gerektiğini öğretmeye çalıştığını görüyoruz.

  • Bu yazı 1197 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 40 26 8 6 89 44 84 +45
2 Galatasaray 40 26 8 6 80 36 84 +44
3 Fenerbahçe 40 25 8 7 72 41 82 +31
4 Trabzonspor 40 19 7 14 50 37 71 +13
5 Sivasspor 40 16 7 17 54 43 65 +11
6 Hatayspor 40 17 13 10 62 53 61 +9
7 Alanyaspor 40 17 14 9 58 45 60 +13
8 Fatih Karagümrük 40 16 12 12 64 52 60 +12
9 Gaziantep FK 40 15 12 13 59 51 58 +8
10 Göztepe 40 13 15 12 59 59 51 0
11 Konyaspor 40 12 14 14 49 48 50 +1
12 Başakşehir FK 40 12 16 12 43 55 48 -12
13 Çaykur Rizespor 40 12 16 12 53 69 48 -16
14 Kasımpaşa 40 12 18 10 47 57 46 -10
15 Yeni Malatyaspor 40 10 15 15 49 53 45 -4
16 Antalyaspor 40 9 14 17 41 55 44 -14
17 Kayserispor 40 9 17 14 35 52 41 -17
18 BB Erzurumspor 40 10 20 10 44 68 40 -24
19 MKE Ankaragücü 40 10 22 8 46 65 38 -19
20 Gençlerbirliği 40 10 22 8 44 76 38 -32
21 Denizlispor 40 6 24 10 38 77 28 -39
Takım O G M B A Y P AV
1 Adana Demirspor 34 21 6 7 64 27 70 +37
2 Giresunspor 34 21 6 7 54 25 70 +29
3 Samsunspor 34 20 4 10 58 30 70 +28
4 İstanbulspor 34 19 8 7 62 34 64 +28
5 Altay 34 20 11 3 66 39 63 +27
6 Altınordu 34 17 8 9 58 45 60 +13
7 Ankara Keçiörengücü 34 17 10 7 49 28 58 +21
8 Ümraniyespor 34 14 11 9 46 43 51 +3
9 Tuzlaspor 34 14 15 5 46 53 47 -7
10 Bursaspor 34 14 16 4 56 57 46 -1
11 Bandırmaspor 34 12 16 6 48 51 42 -3
12 Boluspor 34 12 16 6 38 41 42 -3
13 Balıkesirspor 34 9 17 8 35 53 35 -18
14 Adanaspor 34 9 18 7 44 55 34 -11
15 Menemenspor 34 7 14 13 38 62 34 -24
16 Akhisarspor 34 8 20 6 36 59 30 -23
17 Ankaraspor 34 6 20 8 33 61 26 -28
18 Eskişehirspor 34 1 25 8 23 91 8 -68
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 15/05/2021 Göztepe 1 - 2 Beşiktaş
 15/05/2021 Galatasaray 3 - 1 Yeni Malatyaspor
 15/05/2021 Kayserispor 1 - 2 Fenerbahçe
 15/05/2021 Trabzonspor 2 - 1 Gençlerbirliği
 15/05/2021 Hatayspor 0 - 1 Gaziantep FK
 15/05/2021 Antalyaspor 0 - 0 Konyaspor
 15/05/2021 Çaykur Rizespor 0 - 2 Başakşehir FK
 15/05/2021 Sivasspor 2 - 1 Kasımpaşa
 15/05/2021 Fatih Karagümrük 5 - 1 Denizlispor
 15/05/2021 MKE Ankaragücü 0 - 1 Alanyaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/05/2021 Adanaspor 0 - 2 Samsunspor
 09/05/2021 Tuzlaspor 1 - 2 Giresunspor
 09/05/2021 Menemenspor 1 - 4 Adana Demirspor
 09/05/2021 Bursaspor 0 - 3 Ankara Keçiörengücü
 09/05/2021 Balıkesirspor 0 - 5 Altınordu
 09/05/2021 Altay 4 - 3 Bandırmaspor
 09/05/2021 Ankaraspor 0 - 2 İstanbulspor
 07/05/2021 Akhisarspor 1 - 1 Ümraniyespor
 07/05/2021 Boluspor 3 - 0 Eskişehirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/05/2021 Serik Belediyespor 3 - 0 Mamak FK
 08/05/2021 Tarsus İdman Yurdu 0 - 1 Kırklarelispor
 08/05/2021 Eyüpspor 1 - 0 Van Spor
 08/05/2021 Kastamonuspor 0 - 4 Sakaryaspor
 08/05/2021 Turgutluspor 0 - 0 Bodrumspor
 08/05/2021 Elazığspor 5 - 7 Sivas Belediyespor
 08/05/2021 Kardemir Karabükspor 2 - 2 Kırşehir Belediyespor
 08/05/2021 1922 Konyaspor 2 - 0 Pazarspor
 08/05/2021 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Karacabey Belediyespor
 08/05/2021 Bayburt Özel İdare Spor 2 - 2 Pendikspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/05/2021 1877 Alemdağspor 0 - 0 Edirnespor
 01/05/2021 Arnavutköy Belediye 0 - 0 Diyarbekirspor
 01/05/2021 Manisaspor 1 - 2 Ofspor
 01/05/2021 Artvin Hopaspor 1 - 0 Fatsa Belediyespor
 01/05/2021 Kızılcabölükspor 0 - 1 Yeşilyurt Belediyespor
 01/05/2021 Nevşehir Belediyespor 1 - 2 Çankaya FK
 01/05/2021 1928 Bucaspor 3 - 0 Antalya Kemerspor
 25/04/2021 Ofspor 0 - 0 Arnavutköy Belediye
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI