Suat TEKİN
  Güncelleme: 12-07-2020 04:08:00   12-07-2020 04:05:00

YEŞİL PANTOLONLU ÇOCUK- DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

YEŞİL PANTOLONLU ÇOCUK- DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

“Sen şu an da onlar için bir delisin. Yani benden bir farkın yok. Çünkü ben de sen de onlara benzemiyoruz. Onların istedikleri gibi değiliz. Günahlarını ve kötülüklerini görmemizden rahatsızlar.”

Başımı sağa sola sallayarak:

“Kafam iyice karıştı. Oysa sanmıştım ki…”

Şair, sözümü kesti:

“Ne sanmıştın?” dedi.

“Ben sanmıştım ki istediğim kıyafetleri giymekle duygularımı ifade etmiş olacağım. Ve içlerinden beni anlayan birileri çıkar, bana yakıştığını söylerse, ben de hem gerçek dostlarımı tanımış olurum hem de istediğim istediğim kıyafetleri giyerim.”

“Hayır; aksine, sen onların herkesten sakladıkları niyetlerini açığa vurduğun için ciddi bir düşmansın. Ya da en kolayından bir deli… Onları tanımak yerine, gerçek kişiliğinle çıktın karşılarına. Bu iyi bir şey değil. Gizlenmelerini zorlaştırdın.”

“Yani kıyafetlerim çılgınlığımı ifade etmek ve onların samimiyetlerini ölçmek yerine, sahtekârlıklarını mı ortaya çıkardı demek istiyorsun? Kafam karıştı. Anlamakta zorlanıyorum. Bu hayat niye böyle? Doğrular niye hiç işe yaramıyor?”

“Aynen öyle diyorum çılgın çocuk. Çok haklısın. Doğrular işe yaramıyor değil, kötülerin işine yaramıyor. Yarasa da kimseye faydası yok. Ya da yaradığı kimseler bundan haz almıyorlar. Hoşnut değiller. Sizi sevenler ne kadar faydalı olduğunuza bakmıyorlar çünkü. İşine ne kadar yaradığınıza bakıyorlar. Menfaatlerini ne kadar koruyup kolladığınıza bakıyorlar. İşin daha garibi, herkesin bunları biliyor olması.”

Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Evden çıkarken çılgınlık yapmaya, insanların ayıbını yüzlerine vurmaya ve bana karşı olan gerçek duygularını öğrenmeye karar vermişken, kıyafetlerin insanların yüzlerindeki maskeleri bu kadar kolay düşüreceğini hiç tahmin etmemiştim. Sıra dışı olmak öğretici oluyormuş demek ki! ‘Hiç kimsenin ayıbını yüzüne vurmaya gerek kalmadan, yüzlerindeki maskeyi düşürerek anlaşılmalarını kolaylaştırmak, onlara verilmiş büyük bir ders ha,’ diye geçirdim içimden. Çok zor, asla öğrenemem dediğim o kadar şey öğrenmiştim ki odalar dolusu kitap okusam bu kadar kolay ve rahat öğrenemezdim. Aslında öğretmeye çalışırken öğrenmek daha kolaymış. Farkında olmadan ya da hiçbir plan yapmadan bir sürü şey öğreniyorsunuz. Yeter ki attığınız adımların sizi nereye götüreceği konusunda kafanız karışık olmasın. İnandığınız doğruların arkasından kararlılıkla gidin. Hiçbir güç sizi bundan ayırmasın. En büyük gücünüz ve destekçiniz, kendinize olan güveniniz ve inancınız.Yaşımdan büyük işlere yeltendiğimin farkındaydım. Fakat az da olsa beni anlayanların çıkması ve bunların bana karşı olan tutumu, beni olduğumdan daha farklı ve ciddi olmamı sağladıklarını itiraf etmeliyim.   

 

Şairin elindeki kıyafetlere bakarak:

“Şey, hımmm… Sizin için çok değerli olmalı... Bana vermekle doğru yaptığınızı düşünüyor musunuz?”

Hiç düşünmeden:

“Yıllardır yaptığım en doğru şey. Bana dünyanın en büyük mutluluğunu tattıracaksın eğer alırsan. Kardeşimin ve benim o gün aldığımız giysiler bunlar. İkimiz de hiç giymedik. Nasip olmadı yani. Eve dönüşte başımıza gelenler izin vermedi giymemize,” dedi yüzündeki tebessümle.

Şairle ilgili kafamda hâlâ cevap bekleyen sorular vardı. Mesela yüklükteki kitaplar... Kendisinin miydi bu kitaplar? Yoksa babasından kaldığı için mi saklıyordu? Eğer kendisinin iseler, hangi parayla ve ne zaman almıştı bu kadar kitabı? Hepsini okumuş muydu? Okuduysa ne öğrenmişti? Ayrıca gerek var mıydı bu kadar kitabı okumaya?

Hepsini öğrenmek istiyordum.

Başıma ne işler açtığımı düşünüyordum ki, Şair Mustafa’nın sesiyle kendime geldim.

“Ne düşünüyorsun? Kafana takılan bir şey varsa, sor. Cevaplamaya hazırım, çekinme, haydi sor,” diyordu.

Tam sırasıydı. Durup dururken sormak olmazdı belki, ama o sormamı istiyordu benden. Evet, evet, sormak gerekti ve tam sırası dedim, karar verdim sormaya. ‘Bu soruların cevabını almadan buradan gidecek olursam, daha fazla rahatsız olurum.’ dedim kendime.

“Evet, var şair amca. Yani Mustafa amca. Şu kitaplar senin mi?” dedim yüklüğü göstererek.

Şair gülümsedi. Ne soracağımı bekliyor gibi hazırlıklıydı. Yüklüğe doğru yürüdü, perdeyi çekti, bütün kitapları ortaya çıkardı.

Üst üste, rastgele istiflenmiş, yüzlerce, binlerce kitap...  Elini bir çocuğu sever gibi üzerinde gezdirdi, okşadı kitapları. Bunu yaparken gözlerindeki ışıltıyı görmeliydiniz. Hayatının en mutlu anını yaşıyordu. Adeta onlarla konuşuyordu. Öğretmenimin, ‘Her kitabın bir dili var’ sözlerini hatırladım birden. Öğretmenim, kütüphaneler haftasında kitapları anlatırken, şiir, öykü, roman gibi kitapların ayrı ayrı dilleri olduğunu, severek okuyanların onlarla konuştuklarını  anlatmıştı bize.

“Evet, çılgın çocuk. Hepsi benim. Bir kısmı babamdan kaldı. İyi bir okuyucuydu babam. Bana da ondan kalmış olmalı bu alışkanlık. Büyük bir kısmını daha sonra ben aldım. Anlayacağın bütün param kitaplara gidiyor. Keşke daha çok param olsaydı, daha fazlasını alabilseydim. Onlar benim tek ve en iyi dostlarım. Her gün onlarla konuşurum. Beni en iyi onlar anlıyorlar. Aradığım bütün doğruları onlarda buluyorum. Yanlışları da öğreniyorum tabi.”

Kendini beğenmiş ukala bir çocuk olmuştum nedense. Densizliğim, ukalalığım ve hırçınlığım üstümdeydi. 

Her şeye burnunu sokan ve üzerine vazife olmayan konulara ahkâm kesen bir densizlikle:

“Her şeyi biliyor olmalısınız o zaman. Bu kadar kitabınız olduğuna göre… Şey, hatırlıyorum da öğretmenim bize kitapların dili var demişti bir derste. Demek siz onlarla konuşabiliyorsunuz ha. Ne güzel. Ben de istesem konuşabilir miyim?” dedim.

Alaycı sözlerin altında hangi maksadın yattığını bilecek kadar akıllıydı şair.

Yüzündeki tatlı gülücük daha da belirginleşmişti. Şefkat vardı gülücüklerinde. Ya da ben öyle anlamıştım.

“Tabi ki konuşabilirsin. İsteyen herkes konuşur onlarla, yeter ki, aynı dili konuş. Size anında karşılık vereceklerdir,” dedi.

“Mesela şimdi konuşabilir miyim?” dedim.

“Tabi ki, ne istiyorsan sor, sana cevap vereceklerdir,” dedi.

Az düşündükten sonra onları sınamak ister gibi, yüzümü tamamen kitaplara doğru çevirdim. Biraz utanarak, biraz da saf, ama kurnazca bir ifadeyle:

“En çok neyi seversiniz?” diye sordum.

Sanki mahcup etmek istiyor gibi kasılmış, sırıtmıştım. Çıt yoktu kitaplardan.

Şair kahkahayla gülüyordu bu sırada.

Büyük bir ayıp işlemiş gibi yüzümü saklamaya çalışıyordum. Yaptığım büyük bir aptallıktı. 

Şair Mustafa’nın benim aptallığıma güldüğünü düşündükçe, utancımdan yerin dibine girmek istiyordum.

Kitapların arasından çıkardığı kapağı yırtılmış, yaprakları sararmış toz içindeki kitabın sayfalarını çevirerek:

“Bak, bu kitap en çok sevdiği şeyin dürüstlük olduğunu söylüyor insanlara,” dedi.

Bir başka kitap çıkardı:

“Bu da çalışkanlık olduğunu söylüyor,” dedi.

Bir başkasına:

“Bu ise, çevreyi temiz tutmanın en çok sevdiği şey olduğunu söylüyor,” dedi.

Birkaç kitabı bu şekilde açıkladıktan sonra:

“Bak çılgın çocuk. Hayatta her şeyin bir dili var. Toprağın, denizlerin, ağaçların, böceklerin… Yeter ki onları anlamaya, onları görmeye çalış. Onlara kendi dilleri ile seslen; seni duyar, seni anlarlar. Daima aynı dili kullan çevrenle. Eğer üzersen, onlar da seni üzerler. Seninle asla konuşmazlar. Ama aynı dili kullanırsan, mutlaka karşılık verirler. Eğer toprakla aynı dili konuşmazsan verimden düşer. Ağaç meyve vermez. Deniz, çay, dere kudurur, sel olur taşar, yakıp yıkar önüne gelen her şeyi. İpek böceği koza yapmaz. Faydalı böcekler yok olur, faydasız olmaya başlar, zararlı böcekler çoğalır, hayatı zindan ederler insanlara. Ortak dilleri, kendi kanunları ile yönetilmektir hepsinin. Anladın mı şimdi? Kitapların dili, doğanın dilidir. Ruhun dilidir. Aklın dilidir. Aynı dil, aynı akıl ve aynı ruhla konuşursak, birbirimizi anlarız ancak. Bu birbirimizi taklit etmek demek değil. Birbirimizi onaylamak da değil. Birbirimizi anlamaktır. Kavga etmemek, mutluluğumuzu bozmamak için gideceğimiz yoldur.”

Çok haklıydı Şair. Bir kitap, sevdiği ve söylemek istediği şeyleri ancak bu şekilde ifade edebilirdi. O, ağaç hamurundan yapılmıştı ve benimle aynı şeyi seviyor olamazdı. Hem insanlar da öyle değiller miydi? Onlar da topraktan yaratılmamışlar mıydı? Allah, insanların bedenlerine ruh üflemiş, doğadaki diğer varlıklara faydalı olmaları için akıl ve ayrı ayrı yetenekler bahşetmişti. Doğadaki hemen her şey de insana hizmet ediyordu. Kimi meyve veriyor, kimi insanlara zarar veren bir başka canlıyı yok ediyordu. Kimi doğrudan, kimi dolaylı yollardan faydalı oluyordu insanlara. Kitaplar da  sevdiklerini ve sevmediklerini yazılarla ifade edeceklerdi pek tabi ki. Ve ben onları okuyarak ne söylediklerini anlayacaktım.

Her şeyin ve herkesin bir hikâyesi vardı. Gaffar’ın, Kenger Rıza’nın, Durmuş ağanın, Şair Mustafa’nın ve diğerlerinin... Derin acılarla doluydu hepsinin hayatları. Her acı bir kitap, her hüzün bir şiir, her şiir bir hayattı.

Şair: “Üzerinde bu kıyafetlerle seni görünce, bir an kaza yaptığımız zamana gittim. Kardeşim, kucağında bu kıyafetlerle arabanın altındaydı. Babam ve annem kanlar içinde cansız şekilde yatıyorlardı. Bense, sanki biri tarafından kucaklanmış, arabadan çıkarılmıştım. Yoldan geçenler yardımcı oldu, arabanın altından kardeşimi çıkardılar. Ben, on beş, kardeşim on üç yaşındaydık. Senin yaşlarda sayılırdık yani. Yakınlarım yurda yerleştirdiler beni. On sekiz yaşına kadar burada kaldım. Önüme çıkan her işi yaptım çıktıktan sonra. Şu gördüğün ev bizim. Uzun yıllar başkaları oturdular. Eskidiği için artık oturmuyorlar. Gördüğün gibi her tarafı dökülüyor. Orada burada yatmaktan sıkılmıştım. Ben yerleştim. İlk sıralar komşular ve yakınlarım yardım ettiler. Fakat daha sonra onlar da bıkmış olmalılar ki kestiler yardımı. Haklıydılar. Kazık kadar heriftim ve çalışmıyordum. Saçı sakalı birbirine girmiş, paspalın tekine kim yardım eder ki? Evin içinde fareler cirit atıyor, baksana. Ayrıca selam verirler almam, konuşmak isterler konuşmam. İsmini gizleyen bazıları bana vermek için muhtara her ay para veriyorlarmış. Hiç merak etmedim kim olduklarını. Sorsam da söylemez ya, neyse… Çocukların maskarası oldum çıktım sonunda. Fakat yanlış anlama, şikâyetçi değilim. Herkesin filozof kesildiği bir dünyada birbirine madik atmayan yok. Bu yüzden ben de deli olmaya karar verdim. Beni deli sananlar, benden daha fazla günahkârlar oysa. Kalbimin kirlenmesindense, evim, üstüm başım kirlensin daha iyi dedim ve kabuğuma çekildim. Bu bir tercih tabi ki başkaları böyle düşünmeyebilir. Sonuçta bana ait bir dünya ve zararı bana. Ancak kirlenmiş bir kalp, herkese zarar verir çılgın çocuk. Kalabalık, ancak kötülüklerle dolu olmaktansa, zararsız ve yalnız olmayı tercih ettim anlayacağın. Varsın maskara olayım, zararı yok. Onlar gülüp eğlendikçe kalplerine iyilik dolacak, neşelenecek ve belki de bu sayede iyilik düşünecekler az da olsa. Ben de geçmişlerinin güzel bir anısı olarak hatırlanacağım bu sayede. Hem iyi olmak zor iştir. İzin vermezler iyi olmanıza. Kötülerin hedefi olur, mutlaka kendilerine benzetmeye çalışırlar seni. Onlardan biri olmak işlerine daha çok gelir. Oyunbozan olarak görürler seni eğer iyi biri olursan. Oysa bana dokunmaz, etmezler bir deli olarak. Kimsenin umurunda değilim. Ne yapsam gülüp geçiyorlar. İçimden de ben gülüp geçiyordun onlara. Onlardan değilim diye zaman zaman kızıyorlar tabi. Ama faydasız ve gereksiz olduğum için geçip gidiyorlar. Halbuki en büyük faydayı ben sağlıyordum. Hiç kimsenin benden yana bir derdi yoktu. Yarın kimin başına bela olacağım diye kimse benden korkmuyordu. Kimsenin yüzüne kabahatini vurmuyor, bir köşede öyle yaşıyorum. Ben de memnunum onlar da. İyiler de kötüler de bana aynı mesafedeler. Tanıyan da tanımayan da aynı gözle bakıyor bana. Onlar beni hesaba almazlarken, ben uzaktan uzaktan kimin ne mal olduğunu, ne haltler karıştırdığını sseyrediyorum. Onlar beni hiçbir şey bilmez sanırken, ben ne kadar şey bildiğimi gizliyorum. Onlar bana acırken, ben olanlara üzülüyorum. Cehennemde yanacaklar, haberleri yok. Belki de bilmek işlerine gelmiyorr. Her tarafından günah akanların biraz daha fazla günah işlemek için çırpındıklarını gördükçe, zavallı ve acınacak insanlar olduklarını görmek beni gerçekten üzüyor. Şiirlerime konu olanlar bu insanlar işte. Öyle çok şey öğreniyorum ki onlardan, anlatamam.”

Bana iyice yanaştı, saçlarımı okşayarak gözlerime baktı: “Şimdi anladın mı kim deli, kim akıllı?” dedi. Gözleri parlıyordu. Bense mutluluktan uçuyordum. Ne korku kalmıştı, ne merak… Artık hiç kimsenin yüzüne ayıbını vurmaya gerek olmayacaktı. Kim ki benimle alay eder, küçük düşürmeye çalışır, bu onların nasıl biri olduğunu anlamama yetiyordu. Ve ben rahatlıkla bunu anlayabilirdim. Kötü biri olduklarını sözleri ve hareketleri ile ifade ediyorlardı insanlar. Benim ayrıca kötü olduklarını yüzlerine haykırmama gerek yoktu. Onlar kendi yalanlarına kendilerini inandırmaya çalışan birer zavallıydılar ve her gün maskara oluyor, her gün küçülüyorlardı. Ve ben, gördüklerimin değil, farkına varamadığım gerçeklerin nerede, kimde ve nasıl saklı olduğunu herkes gibi olmakla değil, farklı olmakla öğrenilebileceğini şimdi daha iyi anlıyordum.

  • Bu yazı 534 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 40 26 8 6 89 44 84 +45
2 Galatasaray 40 26 8 6 80 36 84 +44
3 Fenerbahçe 40 25 8 7 72 41 82 +31
4 Trabzonspor 40 19 7 14 50 37 71 +13
5 Sivasspor 40 16 7 17 54 43 65 +11
6 Hatayspor 40 17 13 10 62 53 61 +9
7 Alanyaspor 40 17 14 9 58 45 60 +13
8 Fatih Karagümrük 40 16 12 12 64 52 60 +12
9 Gaziantep FK 40 15 12 13 59 51 58 +8
10 Göztepe 40 13 15 12 59 59 51 0
11 Konyaspor 40 12 14 14 49 48 50 +1
12 Başakşehir FK 40 12 16 12 43 55 48 -12
13 Çaykur Rizespor 40 12 16 12 53 69 48 -16
14 Kasımpaşa 40 12 18 10 47 57 46 -10
15 Yeni Malatyaspor 40 10 15 15 49 53 45 -4
16 Antalyaspor 40 9 14 17 41 55 44 -14
17 Kayserispor 40 9 17 14 35 52 41 -17
18 BB Erzurumspor 40 10 20 10 44 68 40 -24
19 MKE Ankaragücü 40 10 22 8 46 65 38 -19
20 Gençlerbirliği 40 10 22 8 44 76 38 -32
21 Denizlispor 40 6 24 10 38 77 28 -39
Takım O G M B A Y P AV
1 Adana Demirspor 34 21 6 7 64 27 70 +37
2 Giresunspor 34 21 6 7 54 25 70 +29
3 Samsunspor 34 20 4 10 58 30 70 +28
4 İstanbulspor 34 19 8 7 62 34 64 +28
5 Altay 34 20 11 3 66 39 63 +27
6 Altınordu 34 17 8 9 58 45 60 +13
7 Ankara Keçiörengücü 34 17 10 7 49 28 58 +21
8 Ümraniyespor 34 14 11 9 46 43 51 +3
9 Tuzlaspor 34 14 15 5 46 53 47 -7
10 Bursaspor 34 14 16 4 56 57 46 -1
11 Bandırmaspor 34 12 16 6 48 51 42 -3
12 Boluspor 34 12 16 6 38 41 42 -3
13 Balıkesirspor 34 9 17 8 35 53 35 -18
14 Adanaspor 34 9 18 7 44 55 34 -11
15 Menemenspor 34 7 14 13 38 62 34 -24
16 Akhisarspor 34 8 20 6 36 59 30 -23
17 Ankaraspor 34 6 20 8 33 61 26 -28
18 Eskişehirspor 34 1 25 8 23 91 8 -68
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 15/05/2021 Göztepe 1 - 2 Beşiktaş
 15/05/2021 Galatasaray 3 - 1 Yeni Malatyaspor
 15/05/2021 Kayserispor 1 - 2 Fenerbahçe
 15/05/2021 Trabzonspor 2 - 1 Gençlerbirliği
 15/05/2021 Hatayspor 0 - 1 Gaziantep FK
 15/05/2021 Antalyaspor 0 - 0 Konyaspor
 15/05/2021 Çaykur Rizespor 0 - 2 Başakşehir FK
 15/05/2021 Sivasspor 2 - 1 Kasımpaşa
 15/05/2021 Fatih Karagümrük 5 - 1 Denizlispor
 15/05/2021 MKE Ankaragücü 0 - 1 Alanyaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/05/2021 Adanaspor 0 - 2 Samsunspor
 09/05/2021 Tuzlaspor 1 - 2 Giresunspor
 09/05/2021 Menemenspor 1 - 4 Adana Demirspor
 09/05/2021 Bursaspor 0 - 3 Ankara Keçiörengücü
 09/05/2021 Balıkesirspor 0 - 5 Altınordu
 09/05/2021 Altay 4 - 3 Bandırmaspor
 09/05/2021 Ankaraspor 0 - 2 İstanbulspor
 07/05/2021 Akhisarspor 1 - 1 Ümraniyespor
 07/05/2021 Boluspor 3 - 0 Eskişehirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/05/2021 Serik Belediyespor 3 - 0 Mamak FK
 08/05/2021 Tarsus İdman Yurdu 0 - 1 Kırklarelispor
 08/05/2021 Eyüpspor 1 - 0 Van Spor
 08/05/2021 Kastamonuspor 0 - 4 Sakaryaspor
 08/05/2021 Turgutluspor 0 - 0 Bodrumspor
 08/05/2021 Elazığspor 5 - 7 Sivas Belediyespor
 08/05/2021 Kardemir Karabükspor 2 - 2 Kırşehir Belediyespor
 08/05/2021 1922 Konyaspor 2 - 0 Pazarspor
 08/05/2021 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Karacabey Belediyespor
 08/05/2021 Bayburt Özel İdare Spor 2 - 2 Pendikspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/05/2021 1877 Alemdağspor 0 - 0 Edirnespor
 01/05/2021 Arnavutköy Belediye 0 - 0 Diyarbekirspor
 01/05/2021 Manisaspor 1 - 2 Ofspor
 01/05/2021 Artvin Hopaspor 1 - 0 Fatsa Belediyespor
 01/05/2021 Kızılcabölükspor 0 - 1 Yeşilyurt Belediyespor
 01/05/2021 Nevşehir Belediyespor 1 - 2 Çankaya FK
 01/05/2021 1928 Bucaspor 3 - 0 Antalya Kemerspor
 25/04/2021 Ofspor 0 - 0 Arnavutköy Belediye
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI